0
yorum

5 Ocak 2012

Cimri Şişman Bencil Pislik

2010 yılının başlarında Southwest Airlines, ünlü yönetmen Kevin Smith’i çok şişman olduğu için uçaktan atmıştı. Aslında tam olarak atılmamıştı ama olay kısaca şöyleydi; Smith uçak yolculuğunda koltuğa sığmayınca kendisinden fazladan bir koltuk daha satın alınması istenildi fakat uçakta fazladan bir koltuk bile olmadığı için yapılacak şey olarak kendisini uçağa terk etmeyi zorlamayı seçtiler ve bingo başarılı oldular. Unutmadan durumu telafi etmek adına kendisine 100$ ödeme yapmayı önerdiler.

Smith durumu twitter üzerinden takipçileri ile paylaştı ki şu an takipçi sayısı 2 milyon civarında. Smith aynı zamanda uçaktakilerin can güvenliğini tehdit edecek kadar şişman olduğunu düşünmediğini de söylüyordu. Southwest hızlıca kendisinden özür dilemesine rağmen olaylar hızlıca yayıldı ve bazı boykotlar bile yapıldı.

Geçtiğimiz günlerde yani neredeyse olaydan 2 yıl sonra Türk Hava Yolları (Turkish Airlines), Akrep Nalan’ın yanında oturmakta olan kişiyi 18 yaşından küçük olduğu için acil çıkış kapısının yakınındaki koltuktan kaldırdılar. 18 yaşından küçük olmak onur kırıcı bir davranış olmasa gerektiğinden çok fazla sorun çıkmadı. Daha sonraysa Akrep Nalan’a “Sizin de kilolarınız ile ilgili bir problem var. Ne yazık ki sizde kilolarınınız nedeniyle burada uçamazsınız” diyerek koltuktan kalkmasını istediler. Akrep Nalan da Smith gibi düşünüyordu, şişmanlığının bu kadar büyük bir tehdit olduğunu düşünmemişti. Sonrasında yer değiştirmişti fakat başka problemler de çıkmış ama son olarak THY hosteslerinden biri eğer uslu bir çocuk olmayacaksa şirinleri görememekten daha kötü bir durum olduğunu söylemiş yani eğer sorun yaratmaya devam ederseniz rapor tutarız ve bir daha THY ile uçamazsınız! Hostes sanırım bu cümleyi kurduktan sonra silahının dumanını üfleyen kovboylar gibi zafer kazandığını düşünmüş olabilir.

Tom Forbes, “Vücut Şampuanı”  kadınlar için tamamen yanlıştır. Kadınlar, “şampuan” sözcüğünü deri ile değil saç ile ilişkilendirirler. Kadınlara kıllı bir vücudu olduğunu ima etmek oldukça yanlıştır. İşte bu yüzden günümüzde üreticiler duş jeli adında sıvı sabun satmaktadırlar. Bir başka örnekse, kadınlara selülitli olduklarını söyleyemezsiniz. Onlar da krem alırken herkesin içinde bunu söylemezler.  Onun yerine üreticiler de “sıkılaştırıcı krem” kavramını kullanırlar. Buradan çıkarılacak derse pazarlama illüzyonu dersek yanlış olmaz. İnsanlara gerçekleri değil, inanmak istediklerini verin. Bakanın dediği gibi obezlere şişko demeyin.

Türk Hava Yolları, Twitter’da bugün Türkiye gündemi olan bu olayı görmezden gelmektedir. Gittikçe geç kalmaktadır. Ayrıca bu olayı kilolu müşterilerine yönelik politikalarını anlatmak için bir fırsat olarak da kullanabilirlerdi.

Bütün bu süreçlerde yaşanabilecek olayların önüne geçebilmek içinse acil çıkış koltukları check-inlerinin yüzyüze yapılmasını sağlayabilirler böylelikle yaş, kilo gibi sorunları önceden görüp çözümleyebilirler. Ya da internetten yapılan chechk-inlerde müşterilerine bu koltuğa check-in yapılırken uyarıda bulunabilirler.

Tüketicilerin yaklaşımları davranışlarınızdan sonra değişir. Tüketicinize karşı olumsuz bir davranışta bulunursanız büyüyü bozarsınız. Bir aa aaa anı her şeyi değiştirir.
1 yorum

30 Aralık 2011

Bir Beden Herkese Uymaz

Nasıl algılanmak istiyorum? Bir markanın imaj bilgisi, marka kimliğini yaratırken gereken bütün bilgiyi sağlar. Arasındaki farkı soracak olursanız. Biri nasıl algılandığınız diğeri ise markanızın nasıl algılanmasını istediğinizle alakalıdır.

GM, 1930’lu yıllarda Cadillac arabaları pahalı olarak konumlandırmaya çalışıyor ve neredeyse iflas edecek bir birimdi. Cadillac’ların diğer bir özelliği ise ırkçı olmasıydı. Aslında Afromerikanlılara satılmamasıydı. Fakat daha sonra gerçekleri fark ettiler bu araba Amerikalılardan çok Afromerikanlılar için bir statü sembolüydü çünkü bu arabalıları Amerikalılardan daha yüksek bir fiyata satın alıyorlardı.

Marka imajı ve kimliği sadece statü konusunda paralellik gösteriyordu. Marka yeni bir düzenlemeyle ırkçı satış politikalarından vazgeçerek kara geçti.

Bu hafta medyada yer alan “BMW baş örtüsünü görünce bozuluyor” haberinde BMW’yi ve Borusan’ı ayrımcılıkla suçladı.

Markalar kimlik çalışmaları gereği bir çok konudan kendini soyutlayabilirler. Tarafsız görünmeye çalışabilirler, içinde yer almak istemeyebilirler. BMW’nin burada yaptığı hata sponsorluk çalışması esnasında marka kimliği konusunda sporcuyla detaylı bir çalışma gerçekleştirmemesidir.

Yapılan ikinci hata ise sürücü kişiliğinin markaya uygunluğudur.  Yarışmacının geçmiş röportajlarına bakıldığındaysa bu konuda da gerekli araştırma hassasiyeti gösterilmemiştir.

Bir marka kimlik çalışması gereği, marka kişiliği yaratırken bir strateji çerçevesinde hareket eder ve BMW içinse dini bir simge, ırkçılık yada politik bir imge bunun içinde yer alamaz. Tıpkı Victoria’s Secrets gibi. Yani markanın kimliğini destekleyecek şekilde görsel imaj kullanması gayet normaldir.

BMW’nin yaptığı en büyük hataysa marka yöneticisinin açıklamasıdır. Bu açıklama kendilerini tarafsız yada soyutlanmış göstermek yerine karşıt gibi görünmesine neden olmuştur.

Borusan ise marka yöneticisinin açıklamalarına istinaden, “hiçbir şekilde kurum olarak Borusan Otomotiv, BMW ya da Borusan Grubu’nun yaklaşımını yansıtmamaktadır” diyerek işin kolayına kaçmıştır. Peki öyle mi? Bir marka müdürünün ofisinden yaptığı açıklamalar bir markayı nasıl ilgilendirmez? Marka yöneticisi bu stratejilerin uygulayıcısı değil midir? Eğer bu görüşteyseniz yani marka yöneticiniz, markanızı anlamıyorsa neden hala görevindedir. Bu da Borusan’ın cevap araması gereken sorulardır.

Gündemin bu kadar sık değiştiği bir ülkede bu konunun markayı krize sokacağına pek ihtimal vermediğim gibi orta vadede bile satışlarını etkileyeceğini düşünmüyorum. Ayrıca Cadillac’ın hikayesini hatırlayacak olursak insanlar bir statü için açık açık kendilerine karşı ırkçılık yapan bir markayı bile kullanmışlardır.

"Bir beden herkese uymaz. Tüketiciler benzerliklerinden çok farklılarından dolayı dikkat çekicidir."
0
yorum

23 Ekim 2011

İşte En Değerli Markalar

Dünyanın en değerli marka listeleri yıl içerisinde birbirinden farklı değerleme şirketleri tarafından açıklanıyor. Medyada listeler sadece, bu yılın en iyi markaları şeklinde açıklanıyor. Oysaki gözden kaçan bir şey var. Bu markaları değerli yapan nedir?

Millward Brown, Young & Rubicam ve benim favorim olan Interbrand marka değerleme firmaları arasında en bilinenleri ve medyada en çok haber olan şirketlerdir.

Interbrand her yıl olduğu gibi En Global Markalar 2011 listesini açıkladı. Markaların eşik altı savunucuları öncelikli olarak markanın listedeki yerlerini öğrendi, sonra rakip gördükleri markaların listesine baktı ve buna göre söylemler geliştirdi.

Interbrand markaların gücünü hesaplarken 2 temel yapının altında farlı başlıklarda markaları değerlendiriyor. Çok kısaca bahsedecek olursak:

Liderlik, pazar sektöründeki marka sıralaması önemli bir etkendir çünkü markalar gücünü doğru kullanırsa uzun süreli istikrar sağlar. Markaların tüketicilere güven sağlamak için sık sık liderliklerine yönelik söylemler geliştirirler. Peki 20 yıl önce listelerin zirvesinde yer alıp bugün hayatta olmayan markalar için ne düşünüyorsunuz. Cevabı burada! Sürdürülebilirlik. Bununla alakalı bir diğer konuysa değişim ya da duyarlılıktır. Markaların dünyada yer alan değişimlere hızlıca yanıt vermesi ve doğru yöne ilerlemesi markanın geleceği için önemlidir. Markanın eğilimlere yönelik bir arzu ve yeteneği olmalıdır.

Taahhüt, markaya içten bir bağlılık gereğini ortaya çıkarıyor. Sadece günümüzün popüler bir markası olmaktan ziyade gelecek trendlerini öngörebilmesi önemlidir. Aslında Steve Jobs’un, Scully’e söylediği, “Ömrünün sonuna kadar şekerli su mu satmak istersin yoksa dünyayı mı değiştirmek istersin?” söylediği söz bir markanın vaadinin önemini oldukça açıklayıcıdır. Bu arada listenin başında hala farklı bir şekerli su satıcısı yer almaktadır. Belki gelecek henüz gelmemiştir.

Uluslararasılık, ölçek ekonomisinden dolayı bir markanın uluslararası olması marka değerlemesinde bölgesel olana göre daha değerlidir. Marka değerlemesinde uluslararasılıktan daha önemli olan bir konu varsa o da farklı coğrafyadaki tüketici ihtiyaçlarını doğru anlamak ve markayla ilintili doğru çözümler sunmaktır. CRM’in önemli konularından biri olan farklı temas noktalarındaki deneyimler arasındaki ilintililik sizin ölmeden önceki son sözünüz olabilir.

Yasal koruma, markanın yasal gücü ve bunun coğrafi genişliği de marka için kritik sonuçlara neden olmaktadır. Hemen hemen her gün duyduğumuz Apple – Samsung savaşı buna iyi bir örnek olabilir. Elinizdeki gümüş kurşunu boşa harcamak istemeyeceğinizden eminim.

Pazar yapısı, büyümekte olan pazarlardaki firmaların küçülen veya sabit pazarlardaki firmalara göre daha az rekabet ve daha çok fırsat ihtimali büyüyen pazardaki firmaları daha karlı olmasını sağlayabilmektedir. Bir savaş sanayisi vardı ona ne oldu?

Destek,  finansal yatırım alabilme becerisi markalara duyulan güven açısından önemlidir. Tabi ki burada önemli olan yatırımın kalitesi ve güvenirliliğidir. Bir saniye Enron skandalında bunlar hiç biri sorun olmamıştı!

Orijinallik, tüketicilerinizin sizi rakiplerinizden kolayca ayırt edebilmesidir. Bu sadece ürün demek değildir. Olaya biraz daha mühendislik bakış açısı dışından bakmak gerekir. Hizmetler, değerleriniz, iletişim tarzınız aklınıza gelebilecek her şey için bir orijinallik yaratabilirsiniz ve tüketicileriniz sizi diğerlerinden ayırt edebilir. Herkes bildiği bir marka olmanıza rağmen kullanmadığı bir marka olmak sizi mezarlık markası yapacaktır. Bunu istemeyiz değil mi?

Konuşulmak, İnsanlar arkanızdan konuşuyor mu? Peki hakkınızda iyi şeyler mi söylüyorlar? Umarım iyi şeyler söylüyorlardır çünkü kötü haber çabuk yayılır. Markaların günümüzde hem online hem de offline ortamda konuşulması ve eşik altı savunucularının sayısı markaya değer katmaktadır.  Çünkü eşik altı savunucuları sizi sadece bilmez sizi anlar ve neyi temsil ettiğinizi bilirler.

Zaman içerisinde de marka değerleme yöntemleri değişiklik gösteriyor en son halini sürekli incelemenizde fayda var.

Peki marka değerlemeleri neden bu kadar farklılık gösteriyor? Cevabı çok basit bazı değerleme şirketleri firmaları yatırım amaçlı finansal ağırlıklı değerlendirirken bazıları da sadece tüketici odaklı değerlendirmektedir. Sanırım önemli olan hem finansal hem de tüketiciyi odağından ayırmadan yapılan bir değerlendirme olacaktır.  Bu sayede bir marka için ödenebilecek değeri en doğru şekilde değerlendirebiliriz.

Çok basit bir örnekle açıklamak gerekirse kardan feragat  edilerek kazanılan satıştaki büyüme marka potansiyeline zarar vermektedir. Bunu bir finansçı olarak kısa vadede olumlu bulabilecekken bir pazarlamacı uzun vadeli olarak zararlı bulacaktır. İşte bu sizin değerlendirmenizde terazinin ne tarafından bulunacaktır asıl sorulması gereken budur.

Yine marka değerleme şirketlerinden biri için güçlü bir marka olabilmek için gerçek bir farklılaşma noktanız olmalıdır. Eğer buna sahip değilseniz cehennemde görüşmek üzere, çünkü siz bir ekmeğin, suyun bile farklılaştırıldığı bir dünyada küresel bir marka olamazsınız ama para kazanabilirsiniz.

En değerli markalar nasıl değerlendirildiğini bildiğimiz markalardır. Listeler tek başına işe yaramaz Alex Ferguson’un bir sözünü biraz değiştirecek olursak, “Listeler mini eteğe benzer; çok şey gösterir ama asıl görünmesi gerekeni göstermez.”
 

Copyright © 2010 MGGULCAN Pazarlama Blogu | Pazarlama İpuçları