0
yorum

26 Mart 2010

İşinizi Şansa Bırakmayın

Fikirciler, kişilerin kendi tavsiyelerine olan inancı destekler. Esra Aksoy’un SMJ’de yazısını okuduktan sonra düşündüğüm şey buydu.

Esra Aksoy yazısının başında belirttiği gibi mevcut müşterilerimizin ürünlerimizi satın alsınlar ve çevrelerine bu mutlulukları yaysınlar istiyoruz. Aslında onlarım bizim gönüllü satış elçilerimiz olsunlar istiyoruz.

Ağızdan ağza pazarlamada önemli olan tüketicinin ürünü denemiş olması ve bundan memnun kalarak insanlara anlatması markaların nihai hedefleri arasındadır. Bura da önemli olan noktayı Esra Aksoy ürünün ve hizmetin denenmesi olarak vurgulamıştır. Oysaki burada önemli olan ve gizli kalan nokta ürünü deneyen kişinin ürüne sahip olma isteğidir. Sahip olmak istemediğiniz şeyleri insanlara anlatmak istemezsiniz.

Tüketicilerin içinde ürünü/hizmeti deneyen, kendisi satın almayan ama marka için olumlu düşünen ve uygun hedef kitle ile karşılaştığında onu tavsiye edebilecek bir grup da var.” Üzerine düşünülmeye değer mi bilmiyorum ama Mango’dan bir etek deneyip bunu sevgilime anlatacağıma inanamıyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi önemli olan sahip olma isteğidir.

Pazarlamacıların, cennette yani kaynakların kıt olmadığı bir yerde hedef veya potansiyel müşterileri dışındakilere harcayabileceği bir zaman olabilir ama dünya da değil. Tabii ki de marka bilinirliği önemlidir fakat sadece marka bilinirliği için Ferrari’nin bir lisede pazarlama faaliyetleri yürütmesiniz bekleyemezsiniz.

Bir tüketici belli bir ülkenin yemeklerini sunan bir restoranı merak ettiği için deneyip ortamını güzel, hizmetini kaliteli bulurken yemeklerinin kendi damak tadına uygun olmadığını düşünebilir. Muhtemelen o kişi o restorana bir daha gitmeyecek ama onu o mutfaktan hoşlanan bir arkadaşına önerebilir.” Restoranın burada kendine sorması gereken hedef müşteri dışındakilerinin neden restorana geldiğidir. Konumlandırmada nerede yanlış yaptıklarını düşünmeleri gerekir.

Test sürüşünde otomatik vites performansını yetersiz bulduğu ama yol tutuşu, tasarımı gibi özellikleri açısından beğendiği aracı, düz vites kullanmayı tercih eden bir arkadaşına tavsiye edebilir.” Ben olsam satışçıyı kovar veya onu işe alırken nerede yanlış yaptığımı düşünmeye başlardım. Çünkü müşteri ihtiyaçlarını anlamamış ve onun beklentilerini karşılayacak vitesli, motor gücü yüksek performanslı araç yerine performansı düşük bir araçla test sürüşü yapması büyük bir handikaptır.

Televizyonda gördüğü uygun faizli kredi için bilgi almaya gittiğinde, kredinin onun gibi küçük ölçekli şirket sahibinden ziyade bordrolu çalışanlara daha fazla avantaj sağladığını öğrendiğinde, o krediye kendisi başvurmayıp bordrolu bir arkadaşına önerebilir.” Bu fiyaskodan sonra kendimi kapının önünde bulmadıysam muhtemelen reklam ajansını arayıp anlaşmamızı fesih ederdim.

Williams James, “İnsan doğasının en derin ilkesi takdir edilme özlemidir” diyor. Gerçek bir erkeksen otomatik vites araba kullanmazsın. (Pazarlamacılar yeni bir anlam yükleyene kadar geçerli olacaktır.) O yüzden arkadaşına otomatik vites araba yerine gerçek bir araba kullanmasını tavsiye edersin. Arkadaşınız o arabayı aldığı zaman takdir edileceğini bilir.

Probleminizin gerçek bir problem olduğundan emin olun.
0
yorum

22 Mart 2010

Bakış Açınızı Değiştirin

Markalar tüketici algılarının ayarlarını bozmaya çalışırcasına ellerinden geleni yapıyorlar. Tüketici beklentilerinin ön planda olmadığı “Pakpen” reklamını izlerken düşündüğüm şey tam olarak buydu. Pakpen evimdeki koltuğumdan beklentim olan konforu bana sunmaya çalışıyordu. Geçtiğimiz yıllarda da Adopen, CRP’li Adopen konseptiyle geliştirdiği reklamıyla kafa karışıklığımızı artırmıştı. Halbuki Pimapen’in bile kendisine yeniden örnek olması gereken yıllar önce geliştirilmiş DR. Pimapen gibi başarılı bir reklam konsepti bulunmaktadır.

Bütün bunlar olurken Türkiye’nin önemli pencere üreticisi olan bu firmaların web sitelerini incelediğimde hayal kırıklığım daha fazla arttı. Bir web sitesinden beklentilerimden bazıları ziyaretçi profillerine göre oluşturulmuş bir web sayfası, gazetecilerin veya blogcuların haber yazmalarına olanak sağlayacak güncel bilgi, içerik ve etkinliklerin yer almasıdır. Bu firmaların web sitesini incelediğimizde ise yaklaşık 2-4 yıldır güncellenmeyen basın odası ve etkinlikler bölümü yer almaktadır. Tüketiciler için kolay bir dille yer alması gereken açıklamalar ve içerik yerine ağırlıklı olarak teknik bilgilerin yer aldığı sitelerdir. Müşteri adayını harekete geçirecek, satın almaya teşvik edecek yapı tamamen unutulmuş.

Pencere firmalarının bir çoğunun çevreye yönelik sponsorlukları, aktiviteleri veya sponsorlukları olmasına rağmen web sitelerinde aldıkları çevre sertifikası dışında hiçbir şey yer almaktadır. İstatistiklere göre Türkiye’den 14 milyonu geçkin kullanıcısı olan facebook’ta adlarına oluşturulmamış bir hayran sayfası bile olmaması durumun vahametini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Firmaların pazarlama bütçelerini hazırlarken geleneksel medyaya ayırdıkları bütçenin küçük bir kısmını sosyal medya için ayırsalar hem rakiplerinden farklılaşabilecek bir alanları olacak hem de geri dönüşü yüksek uygulamalar gerçekleştirebilecek. Bu konuya yeterince önem vermemeleri anlaşılamamaktadır.
0
yorum

15 Mart 2010

Reklam Yapmayı Bırakın

Gelişen teknoloji ile birlikte firmalar karşısına çıkan her cihazı bir reklam alanı olarak görmekte bu bazen o kadar can sıkıcı hale gelmekteki firmalar alıcılarının amaçlarını ve sorunlarını unutup reklama odaklanıp kalıyor.

“Digital Signage” Türkçe de tam bir karşılığını bulamadım fakat bu alanda faaliyet gösteren firmalar ağırlıklı olarak dijital panoyu kullanıyor. Dijital panoların son günlerde kullanım alanı oldukça arttı hatta bir tren vagonu gibi markalar ard ardına bu trendin peşine takılıyor. Dijital pano çözümlerini kullanan firmaların yaptıkları hatalarsa;

Pazarlama hedefleriniz ile iş hedefleriniz aynı olmalı. Albaraka Türk Katılım Bankası’nda dijital panolarda hava durumu, spor haberleri, sinema rehberi gibi haberler yer almakta. Bankaya gelen alıcılar yatırımları, ödemeler ve birikimleri olan insanlardır. Onların bankada en son merak ettiği şey hava durumudur. Alıcılarınıza yatırımlarını nasıl daha karlı bir hale getireceğini, ödemelerini hızlıca ve kolay nasıl yapacağını, birikimlerini nasıl değerlendirecekleri hakkında bilgi verebilir ve merak uyandırabilirsiniz.

Reklam yapmak yerine alıcılarınızı anlayın ve fikirlerinizi ortaya koyun. Otellerin bir çoğu misafirlerine otel spası, müzik haberleri, a la carte restaurantlarının reklamını yapmakta. Misafirleriniz emin olun otelinizin sunduğu hizmetlerin çoğunu gelmeden önce öğreniyorlar. Öğrenmedikleriniyse otelde bilgi kanallarından öğrenebiliyorlar. Reklam yapmaktansa spordan sonra masajın faydaları, teniste vuruş teknikleri ve sağlıklı beslenme gibi konularda bilgi verebilirsiniz. Hatta bir kayak merkezine sahipseniz dışarıdaki kar kalınlığı, görüş mesafesi gibi konularda da bilgi verebilirsiniz.

Her alıcı profiliniz hakkında ve bu gruba giren insanlar hakkında bilgi sahibi olun. Marketlerde dijital panolarda da ağırlıklı olarak reklamlar yapılmakta ve neredeyse tüm gün aynı reklamlar dönüp durmakta. Marketlerin sabah, öğlen ve akşam ziyaret eden alıcı profili farklıdır. Marketler bu profillere uygun içerikler yayınlamalıdır. Gençlerin yoğun olarak geldiği saatlerde onlara özel içerik ve bilgi yayınlanmalıdır.

Alıcılarınızın ürün ve şirketiniz hakkında neler düşündüğünü, neler istediğini ve nelerden hoşlandığını paylaşmalarını sağlayın. Alıcılarınızı duymanızı gerekir. Alışveriş Merkezlerin de gelişen sosyal medya uygulamalarıyla birlikte www.whereareyoueating.com gibi siteleri bu dijital panolarınızda yayınlayarak misafirlerinizin nelerden hoşlandığını öğrenebilirsiniz. Ya da twitter lokasyon paylaşımı gibi uygulamalarla Alışveriş Merkezinde gezen misafirlerinizin düşüncelerini paylaşmasını sağlayabilirsiniz.

Unutmayın ki insanlar reklam izlemek için firmanıza gelmezler. Onlara gereksinim duydukları anda doğru bilgiyi verin ürününüze değil alıcılarınıza odaklanın. Böylece alıcılarınızı etkileyip, fark yaratabilir ve dikkat çekebilirsiniz.

Boş işlerle uğraşmayın. Bütün bunları doğru yaptığınızda karşınızdakileri eyleme geçirebilirsiniz.
1 yorum

7 Mart 2010

İstediklerinden Daha Fazlasını Verin

Markaların yaptığı en büyük hatalardan biri müşterinin ürün gereksinimlerinden çok ürüne odaklanmaktır. Pazarlama uzmanları bazen ürünlerin sadece özelliklerinden söz ederler. İnsanların üründen bekledikleri gizli ihtiyaçları görmezden gelebilirler. Bu konuyla ilgili olarak iki ayrı topluluk uygulamasından örnek vereceğiz.

Starbucks Coffee Türkiye, Facebook topluluk uygulaması 150.000’i aşan hayran sayısı ile Türkiye’de en çok hayranı olan markalar arasında yer almaktadır. Starbucks Coffee Türkiye, Facebook hayran sayfası neredeyse tamamen ürün odaklı bir yapıdadır. Hayran sayfasın da kahve tatları, yeni ürünler ve damak tadınıza en uygun kahve gibi duyurular yer almaktadır ayrıca geliştirilen uygulamalarsa yine içecekler üzerinedir.

Starbucks kahveleri gerçekten güzel fakat Starbucks’ın benim için anlamı arkadaşlarımla buluşabileceğim bir mekan olmasıdır. Bir başkası için iş görüşmesi yapılabilecek bir yer. Kimisi için kitap okuyabileceği kimisi içinse gösteriş yapabileceği bir yerdir. Hatta çeşitli sosyal aktivitelerin (Likemind) bile yapıldığı yerdir.

Kısacası Starbucks bize güzel kahvelerden daha fazlasına sunan bir markadır ya da Starbucks bizim için kahveden daha fazlasıdır fakat Starbucks bize sunduğu bu gizli ihtiyaçlarımıza hayran sayfasında hiç yer vermemiştir.

Ülker, Facebook hayran sayfası ise üründen ziyade müşterilerinin gizli ihtiyaçlarına yönelmiştir. Hatta açılış sayfasındaki resimde bile “Hayatı Güzel Kılan Mutlu Bir An” sloganı yer almaktadır. Ülker bize çikolatalardan, bisküvilerden, içeceklerden daha fazlasını vaat etmektedir. Geliştirilen uygulamalar ve kampanyalar ile müşterileriyle daha fazla iletişim kurabilecek yapıdadır. Ülker’in hayran sayfası size bir şey satmaya satan satıcı gibi değildir. Sizinle bir şeyler paylaşan arkadaşınız gibidir. Bu müşterilerinizle daha uzun süreli bağ kurmanızı ve ilişki geliştirmenizi sağlayacaktır.

Ülker bu yaklaşımı ile günün birisinde kendisinden daha iyi ürün veya uygun fiyat sunan markalara karşı daha rahat rekabet edebilecektir çünkü Ülker bize daha iyi bir değer sunmaktadır.
 
Yukarıdaki iki topluluk uygulaması son derece başarılı işler çıkaran “Promoqube” tarafından geliştirilmiştir. Yaklaşımlar arasındaki farklılığın Promoqube’den değil markaların pazarlama uzmanlarının bakış açısından kaynaklandığını düşünüyorum.
 
Ürünlerinizin özellikleriyle bırakın mühendisleriniz veya ar-ge çalışanlarınız uğraşsın. Pazarlamacılar ürünün faydasına odaklanmalıdır.

 
Peki siz Starbucks’a neden gidiyorsunuz?

0
yorum

2 Mart 2010

İNDİRİMLER Başarısız Olmanıza Yardımcı Olur

Markanızın daha değersiz hale getirmenin 3 yolu vardır. İndirim, indirim ve daha fazla indirim yapmak. İnsanlar alışveriş yaparken rasyonel olmaya çalışır fakat rasyonel olamazlar. Makineleşme döneminin başlangıç zamanlarında Henry Ford, “İstediğiniz renk otomobil kullanabilirsiniz. Tabi siyah olması şartıyla” demişti. Böylelikle Ford ciddi bir maliyet avantajı yakalıyordu. İnsanlar neden renkli otomobil kullanmak istesinler ki denen dönemlerde neyse ki bazı girişimciler insanların farklı renkte otomobillere sahip olmak için daha fazla ödeyebileceklerini keşfetti. Bu hikayeden çıkarmamız gereken ders önemli olan tek şeyin fiyat olmadığıdır. Hatta Christopher Fay fiyatın önemiyle ilgili olarak şöyle söylemiştir; “Marka değiştirenlerin arasında, fiyatın harekete geçirdiklerinin oranı %10’dan fazla değildir.”

İndirimler kısa dönem de işe yaradığı uzun dönemde işe yaramadığı söylenir. Aslında yapılan araştırmalar indirimlerin %80-%85’nin başarısız olduğunu göstermektedir. Başarılı olan markalarsa rakiplerine göre daha iyi bir ürün deneyimi sunarak bunu sağlamıştır. Reklam için ayıracak bütçeniz yoksa ürünlerinizin neden kullanmaları gerektiğini anlatmak için bu tarz promosyonlara girebilir ve başarılı olabilirsiniz.

Daha fazla ve sürekli indirim yapın hatta bu da yetmezmiş gibi mağazanız camlarında aylarca %70 gibi indirim oranları yazın. Böylelikle müşterileriniz sizin daha değersiz bir ürün sattığınıza inansınlar bu da yetmezmiş gibi satın almak için daha fazla indirim yapabileceğinize inansınlar. Yankelovich’in araştırmasına göre insanların %60’ı indirime giden firmaların bu şekilde devam edeceğine inanıyor. Geleneksel olarak indirimler düzenleyin böylece tüketicilerinizin alışveriş ihtiyaçlarını erteleyin merak etmeyin onlar bunun için bekleyecektir. Tüketiciler, “Bekleyelim, Tefal nasıl olsa Anneler Günü’nde indirim yapar” diyorlar. Black Friday indiriminde bir Amerikalı, “İlk kez geliyorum. Dün akşam 7’den beri buradayız. İyi kar edersem seneye de geleceğim” dedi.

Yine Yankelovich’in araştırmasına göre insanların %62’si ürünlerin eski olduğunu ve elden çıkarılmaya çalışıldığını düşünüyor. İnsanlar ürünlerinizin kalitesinden ve hizmetinden vazgeçtiğinizi düşünebilirler.

TUI geçtiğimiz günlerde internet üzerinde yapılan indirimlerden iki günlüğüne vazgeçtiğini belirtti. Bu süreçte satışlarının %50 düştüğünü belirttiler. Ya da diğer bir deyişle yüksek fiyatlı tatil satış adetlerini artıdırlar. Böylelikle de müşteri başına kar marjını oldukça artırmış oldular. Diğer bir önemli nokta ise çoğunluğun indirimle ilgili butonu nasıl olsa öyle bir şey yok diye tıklamadığı açıklaması yani daha önce bahsettiğimiz gibi tüketicilerin büyük bir kısmı indirimlere inanmıyor.

Rakiplerimiz indirim yapıyor peki biz ne yapacağız diye soruyorsanız buraya kadar okuduklarınızdan rakibinizin büyük ihtimalle kendi ipini çektiğini düşüneceksiniz. Fakat o ipi sizin boynunuza geçirme olasılığı az da olsa bulunmakta o zaman sizin indirimlere karşı nasıl cevap vermeniz gerekiyor? İşte birkaç örnek;

Forum Alışveriş merkezi ekonominin gidişatının kötü olduğu dönemlerde kiracılarına indirim yapmak yerine cirosu düşük olan mağazalara pazarlama desteği veriyor. Eyüboğlu, "Forumlarda satışları ve cirosu düşük olan mağazaların hemen yardımına koşuyoruz. Ya o mağazanın yakınında ya da önünde etkinlikler yapıyoruz ya da servis otobüslerinin o bölgeye yakın olmasını sağlıyoruz. Kiracımızın pazarlama elemanı gibi çalışıyoruz." dedi.

Doğan grubu kriz zamanında rakiplerinin indirim kampanyalarına çapraz satış ile karşılık verip başarılı sonuçlar elde etmişti. İkili oyun adı verdikleri bu kampanyada D-Smart ve Smile ADSL aboneliğini bir arada sunmuşlardı.

Son örneğimiz ise bundan yaklaşık 5-6 yıl önce duyduğum mükemmel bir pazarlama örneğiydi. Absolut Votka o dönem pazar lideri olan Smirnoff Votka'ya karşı bir indirim kampanyası düzenliyor. Bu kampanyada votka üretim süreçlerinin daha iyi olduğunu votkalarının daha kaliteli olduğunu hem de 1$ daha ucuz olduğunu vurgular. Kampanya ilk başlarda işe yarar ve satışlar artmaya başlar. Bir çok firmanın fiyat indirimiyle cevap vereceği bu kampanyaya Smirnoff fiyatını 1$ artırarak cevap verir. Böylelikle tüketici gözünde daha değerli bir marka haline gelir.

Hikayenin ana fikriyse indirimler en son başvurulacak yollardan biridir.
 

Copyright © 2010 MGGULCAN Pazarlama Blogu | Pazarlama İpuçları